13 Kasım 2012 Salı

The Prowler


The Prowler, Joseph Zito’nun yönettiği 1981 tarihli bir seri katil filmi. Özellikle başarılı 'Gore' sahneleriyle öne çıkan, 80’lerden sağlam bir korku-gerilim örneği.

İkinci dünya savaşının bitimiyle evine dönen 15.000 askerin belgesel vari kısa hikayesi ile açılan film, daha sonra John isimli birine Rosemary tarafından yazılmış bir mektubu gösteriyor bize. Mektupta Rosemary, savaşta olan John’a, artık kendisini bekleyemeyeceğini ve hayatını yaşamak istediğini belirtmektedir. Kısaca askerde olan sevgilisini terk etmiştir Rosemary. Bu sahnelerin ardından 1945 yılında Avalon isimli küçük bir kasabadaki mezuniyet gecesine tanık oluyoruz. Savaş sona ermiş ve hayatta normale dönmüştür. Ancak yüzü maskeli, asker üniformalı elinde tırmığı olan bir katil, bu kasabanın hiçbir zaman unutamayacağı bir katliam gerçekleştirir.


Filmin giriş kısmını oluşturan bu sahnelerin ardından 1980 yılına geliriz, yani bir anlamda günümüze. Yine bir Avalon mezuniyet gecesidir. Otuz beş yıllık aradan sonra yine eskisi gibi düzenlenecektir. Binbaşı Chatnam, otuz beş sene önce öldürülen kızı (Rosemary) yüzünden o tarihten bu yana mezuniyet gecesi yapılmasına izin vermemiştir. Hangi yetkiyle buna izin vermediğini ben pek çıkaramadım bir izleyici olarak. Neyse en nihayetinde seneler sonra, yine bir mezuniyet gecesinde, tıpkı eskiden olduğu gibi o maskeli ve üniformalı katil geri dönmüştür.


The Prowler, özellikle kurgusu ve yönetmenliği ile öne çıkan, biçimsel olarak oldukça başarılı bir film. Yazının ilk cümlesinde de bahsettiğim üzere 'gore' sahnelerindeki gerçekçilik çok iyi. Yönetmen bu sahnelerde oldukça aleni ve cömert davranmış. Filmin en büyük zaafı hikayesi ve senaryosundan kaynaklanıyor. Film çok düz bir çizgide ilerliyor ve bahsettiğim bu başarılı sahneler olmasa, bu filmin net bir şekilde çok sıkıcı olduğunu söyleyebilirdim ama yönetmenin bu sahnelerde yarattığı gerilim izleyicinin filme olan ilgisini kısmen ayakta tutabiliyor. Senaryonun zayıf olma sebeplerine gelecek olursak, bir gerilim filminde en olması gereken gizem ve sıradışılık bu filmde oldukça yavan bir hikaye ile destekleniyor. Filmle ilgili yapılan birçok yorumda filmin daha ilk 15 dakikada gizeminin çözüldüğü belirtiliyor. Bu konudaki eleştirilere katılmamak mümkün değil, bu tür canice cinayetler işleyen seri katillerin olduğu filmlerde insanlar genellikle sıradışı manevralar, ilginç bir anti kahraman profili görmek isterler. Film bu eksiklerinden ötürü hedeflediği etkiyi yaratmaktan uzak kalıyor. 


Ancak bu tür olumsuzluklarına karşın, yine de yönetmen Josep Zito‘nun becerisi sayesinde nispeten heyecanlı bir gerilim-korku filmi izleyebiliyoruz. Invasion U.S.A, Missing in Action ve Red Scorpion gibi 80’lerin kült aksiyon filmlerinin de altında imzası olan Zito, her nedense uzun süredir ortalıkta görünmüyor. Oyunculuklar için ayrıca bir parantez açma gereği duymuyorum, çünkü pek aklımda kalan bir isim olmadı. Sonuç olarak The Prowler, elindeki malzemeyi çok iyi değerlendiremeyen bir yapım olmuş. Yine de 80’lerin bol kanlı gerilim filmlerini sevenlerin es geçemeyeceği türden bir seyirlik olduğunu da belirtmek isterim.


yazan:faust116

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder