26 Kasım 2012 Pazartesi

Blast of Silence


Blast of Silence, Allen Baron’un yazdığı, yönettiği ve de başrolünü oynadığı 1961 tarihli bir noir örneği. Açıkçası biraz arada kalmış bir film. Yani klasik 'film noir' atmosferine sahip olsa da, hem neo noir’in o kendine has stilistik biçimini, hem de fransız yeni dalga sinemasından esintiler görmek mümkün. Bu açıdan filmin sıradışı bir eklektizme sahip olduğunu söyleyebiliriz. Yine de her ne olursa olsun öyküsüyle ve ruh haliyle tam bir kara film. Sadece noir görselliği ile öne çıkan bir yapısı yok, doğal mekanlarda gün ışığında yapılmış realist çekimlerin de ağırlıkta olduğu bir film.

cult shopcult shop

Film, yalnız bir kiralık katil olan Frank Bono’un noel zamanı bir iş için geldiği New York’da geçirdiği birkaç günü anlatıyor. Plana uygun hareket etmeye çalışan Bono’nun hesapları geçmişten çıkıp gelen arkadaşı ve kendisine silah sağlayan bir tacir yüzünden alt üst olur. Tek düşündüğü bir an önce kendisine verilen işi bitirip, noel ruhundan ve New York’dan uzaklaşmaktır. Blast of Silence hikayesindeki stilistik özellikleriyle oldukça zevk veren bir film. En keyiflisi de dış ses anlatımı. Kahramanın iç sesi değil bu, romanlardaki yazar bakış açısı ile gözlemler sunan bir anlatıcı var. Öyle ulvi bir ses falan da değil bu; bayağı bir whisky ve sigara tüketmiş bir adamın sesi gibi, Tom Waits anlatıyor sanki. Yani bu filmden zevk almak için bu dış anlatımdan da zevk almak gerek, bunun için de gerçekten dinlemek gerek bu sesi ve söylediklerini.


Blast of Silence ayrıca sinemada çok kez işlenmiş yalnızlık ve yabancılaşma temalarını da oldukça hüzünlü şekilde dile getiren bir film. Kendini toplumdan bir şekilde soyutlamış, içindeki çığlığı insanları öldürerek bastıran Bono için Lori (Molly McCarthy) bir çıkış noktası, bir kurtuluş gibi görünse de, kısa sürede umutlarının boşa çıkması onu yine kaderin kendisine sunduğu kaçınılmaz yalnızlığa geri sürükleyecektir. Yalnız Bono kesinlikle sinik bir karakter de değil. Gerektiği yerde karşındakine, kadın/erkek fark etmeksizin bağırarak tepkisini koyan, insanların sert şekilde sözlerini kesen birisi. Bu yönüyle de Point Blank’de ki Lee Marvin benzeri sert 'neo noir' karakteri imajı çizmiyor değil.


Öte yandan Taxi Driver'da da bu filmden esintileri fark etmemek mümkün değil (zaten Scorsese bu filmin eski bir hayranı). Benzer çekimler dışında, Travis gibi Bono da New York sokaklarında dolaşan bir 'outsider'. Filmdeki hakim duygu da yabancılaşma. İki filmde kendisi dahil herkese yabancı bir adam hakkında. Yine Fransız yönetmen Jean-Pierre Melville’in Le Samurai filmi de aklımıza gelmiyor değil. Sonuç itibariyle Blast of Silence kusursuz bir film değil ve bugün izlenince çok ilginç gelmeyebilir, ama kesinlikle yaratıcı ve zamanının ötesinde bir film. Kara film bağlamının dışında, bağımsız Amerikan sinemasının John Cassavetes ile beraber ilk örneklerinden biri olduğunu da söyleyebiliriz.


yazan:loveless&faust116

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder