6 Şubat 2014 Perşembe

The Untouchables

Brian De Palma gerçekten sevdiğim ve önemsediğim bir yönetmen ancak 1987 tarihli The Untouchables'da yaptığı yanlış tercihler, hatalar gerçekten sinemada dersinde okutulacak niteliktedir. De palma resmen yeni bir The Godfather olma potansiyeline sahip hikayeyi adeta tarumar etmiş. Bunda tabi ki David Mamet'ın senaryosunun da payı var. Bir kere filmde gerçekten çok garip bir müzik kullanımı var. Aksiyonun, gerilimin zirve yaptığı anlarda çok alakasız melodilerle, olabildiğince kötü bir müzik devreye giriyor ki, filmden sizi koparıyor.

Birçok kişinin söylediği gibi Robert De Niro filmin en iyisi olmasına rağmen en az görünen oyuncusu. İnanılmaz mükemmel bir Al Capone portresi çizmesine rağmen De palma, ne hikmetse 120 dakikalık filmde topu 7-8 dakika falan bu portreden yararlanmış. Kendisi resmen kıymış bu performansa. Senaryodaki mantık hataları ve kurgusal boşluklar da filmi ne yazık ki zayıf olan bir diğer unsurları.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Hitchcock9


Başlangıç: 07 Kasım  2013 13:00
Bitiş: 17 Kasım 2013 20:00
Yer: İstanbul Modern

Alfred Hitchcock’un ilk yönetmenlik yıllarında çektiği dokuz sessiz film İstanbul Modern iş birliği ile Türkiye’de ilk defa seyirciyle buluşuyor. Yönetmenin 1920’lerdeki sessiz sinema döneminden hayatta kalmayı başarmış bu filmleri, İngiliz Film Enstitüsü (British Film Institute) tarafından onarılıp restore edildi. Enstitü’nün bugüne kadar gerçekleştirdiği bu en kapsamlı ve zor restrorasyon projesi sonucunda hem filmlerdeki hasarlar giderilip görüntü iyileştirildi hem de yeni sahneler keşfedildi. Hitchcock’un bu sessiz filmleri, yönetmenin daha sonra çektiği ve tüm zamanların en meşhur yönetmeni olmasını sağlayan filmlerine ışık tutuyor.

Hitchcock9 başlığı altında toplanan bu filmler arasında Hitchcock’un yönetmenliğini yaptığı ilk film olan Zevk Bahçesi (The Pleasure Garden) ve Hitchcock’un “ilk gerçek Hitchcock filmi” olarak nitelendirdiği Kiracı (The Lodger) yer alıyor. Ayrıca, Aşk Üçgeni (Manxman), Çiftçinin Karısı (The Farmer’s Wife), Hafif Meşrep (Easy Virtue), Ring (The Ring), Şampanya (Champagne), Şantaj(Blackmail) ve Yokuş Aşağı (Downhill) programda yer alan filmlerden. Filmlere, tanınmış sessiz film piyanistleri John Sweeney ve Hakan Ali Toker, ayrıca besteci, ses tasarımcısı ve gitarist Erdem Helvacıoğlu canlı performanslarıyla eşlik edecekler.

http://www.britishcouncil.org.tr/events/hitchcock9-turkiyede

9 Eylül 2013 Pazartesi

Fantasturka


Basın bülteni şu şekildedir;


FANTASTURKA- 2 ‘Türk İşi Fantastik Filmler Festivali’

19- 22 Eylül 2013- İstanbul

‘Fantastik Türk Sineması’ Yeniden Görücüye Çıkıyor! Ankara Kısa Filmciler Derneği tarafından, 23- 25 Eylül 2011 tarihleri arasında ilk kez Ankara’da düzenlenen FANTASTURKA- ‘Türk İşi Fantastik Filmler Festivali’ bir yıllık aradan sonra, Fantastik Türk Sineması’ndaki yolculuğuna devam ediyor. 19- 22 Eylül 2013 tarihleri arasında İstanbul- Beyoğlu’nda Majestic Sineması’nda düzenlenecek olan festival, geleneksel olarak düzenlenmeye devam edecek.

Türk Sineması’nın Kayıp Filmleri İlk Kez İzleyici ile Buluşacak!

Sayın Ömer Çelik’in bakanlığını yaptığı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı,  Sinema Genel Müdürdüğü tarafından Türk Sineması’nın 100. yılı öncesinde oluşturulması planlanan Türk Sineması Film Arşivi;   geçmişte her biri çok büyük maddî ve manevî zorluklar eşliğinde çekilen bilim-kurgu, korku, gerilim, polisiye, western, kahramanlık fantazisi türlerindeki Fantastik Türk Sineması’nın kayıp filmleri de FANTASTURKA ile birlikte hem ilk kez seyirciyle bulaşacak ve hem de Türk Sineması’nın 100 yıllık birikimi festival içerisinde yer alacak.

2 Eylül 2013 Pazartesi

Friday


Ünlü rap müzisyeni Ice Cube'un senarist, yapımcı ve başrolde olduğu 1995 tarihli Friday’in yönetmen koltuğumda ise F.Gary Gray var.

Film iki arkadaşın tek bir gün içerisinde yaşadıklarını anlatıyor. Chris Tucker'ın canlandırdığı ve devamlı ot içen Smokey ve Ice Cube'un hayat verdiği Craig bütün gün havadan sudan muhabbet eden, mahallerinden geleni geçeni gözleyen ve insanlar hakkında ilginç yorumlar yapan iki aylak arkadaştır. Craig izin gününde işte kovulmuştur, Smokey ise ot satarak geçimini sağlamaktadır. Craig’in babası ise sokak köpeklerini yakalayan bir belediye görevlisidir. Tuvalette iken oğlu Craig’e verdiği öğütler ise filmin en komik anlarını oluşturur. Filmin esasında net bir olay örgüsü yok. Daha çok spontane diyaloglarla ilerleyen bir havaya sahip.

cult shopcult shop

11 Temmuz 2013 Perşembe

The Call

yakın zaman

2013 yapımı The Call filmini Makinist filmiyle tanıdığımız Brad Anderson yönetiyor. Başrollerde ise Halle Berry ve Michael Eklund yer alıyor.

Film Amerika’da 911 acil destek hattında çalışmakta olan insanların stres dolu yaşantısına kısa bir bakış atıyor ilkin. Halle Berry’in canlandırdığı Jordan karakteri de bu çalışanlardan birisi. Bizde ki muadili de 112 olan 911’in gerçekte nasıl kusursuz bir düzen içerisinde işlediği konusunda fikir sahibi olmak, filme olan ilgimizin daha ilk dakikalardan artmasını sağlıyor. Çok geçmeden genç kız bir kız, Jordan’ın (Halle Berry) başında olduğu 911 operatörünü arayarak yardım ister. Oldukça korku dolu bir ses tonu ile yardım dileyen bu kız, bir adamın zorla eve girmeye çalıştığını anlatmaktadır. Jordan tüm ciddiyetiyle kızın ne yapmasını gerektiğini anlatırken öte yandan da polisi olay yerine yönlendirmiştir. Ancak Jordan’ın bir anlık dalgınlığının sonucu yaptığı bir hata onun için çok acı bir tecrübe olacaktır.

cult shopcult shop